Amerikan Havayolu Şirketleri Bagajda

Tagged Under : , , , , , , , ,

Geçen yıla göre yüzde 55’lik artış olduğuna dikkat çeken Amerikan Ulaştırma Bakanlığı verileri, uygulama sayesinde artık yolcuların daha hafif bavulla seyahat ettiklerini ortaya koydu.

Sıkıntılı günler geçiren Amerika’daki havayolu şirketleri, yaklaşık 1.5 yıldır yolculardan check-in sırasında kargoya verdikleri bagajlardan ek ücret alıyor. Şirketler arasında giderek yaygınlaşan uygulamada genellikle ilk bagaj için 15, ikinci için de 25 ile 50 dolar arasında değişen ücret talep ediliyor. Eğer yolcu üçüncü bir bavulu bagaja vermek isterse 75-150 dolar ödüyor.

Havayolları uygulamadan memnun. Fazla ücret ödemek istemeyen yolcular bavullarını hafifletirken, son 6 ayda yapılan araştırmada yolcu başına düşen kargoya verilen bagaj sayısı 1.2 oldu. Ayrıca azalan bagaj miktarı ile uçaklar yerde daha hızlı bir sonraki sefere hazırlanmaya başlandı.

Yolcular bavullarını kargoya vermemek için bu sefer kabin bagajlarına yüklendi. Ancak bu konuda kurallar sıkı. Yolcuların kabin boyutlarını ve ağırlık limitlerini aşan çantaları yanlarına almalarına kesinlikle izin verilmiyor.

KABİNDE BAVUL SAYISI ARTTI

Check-in sırasında uçağın baş üstü bagaj alanlarının dolması halinde yolcunun bagajı kargoya yönlendiriyor. Bu durum özellikle kabin bagaj alanları kısıtlı olan pervaneli veya jet motorlu bölgesel uçaklarda yolcu memnuniyetsizliğini artırıyor. Araştırmalar, uçaklarda yolcuların yüzde 20’sinin kabin bagajlarının kargoya yönlendirildiğini ortaya koyuyor.

Amerikan Kabin Memurları Birliği AFA, uygulamadan rahatsız. Kabin memurlarının uçağa binişte yolcuların emniyetinden çok bagajların yerleştirilmesiyle uğraştığı, giderek sıkışan kabinin olası bir tahliyede ciddi sorunların yaşanabileceği ısrarla vurgulanıyor.

ilk uçak gemisini batıranın bir “Türk” olduğunu biliyor muydunuz?

Tagged Under : , , , , , ,

Dünya denizcilik ve savaş tarihinde, ilk uçak gemisini batıranın bir “Türk” olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya bu işi, bir “sahra topu” ile yaptığını söylesek? Bu inanılmaz işi, Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul’un bataryası başarmıştı…
Sarı, sapsarı… Soğuktan ölmeden önce insan sapsarı bir rüya görürmüş… “Sarı Ölüm” der Halil Paşa… “Sarıkamış Fatihi” olmak için yeğeni Enver Paşa ile yarışan Halil Paşa, anılarında, soğuktan donarak ölen 30 bin askerin, o gece aynı rüyayı gördüğünü anlatır…
Birinci Dünya Savaşı boyunca Türk askeri, tanrının soğuk cehennemi “zemheri”, sıtma, tifüs, sarı humma ve pellegra ile sık sık karşı karşıya geliyordu. Sadece Sarıkamış’ta değil, Galiçya’da, Yemen’de, Çanakkale’de… Türk askeri düşmandan çok iklime, hastalıklara ve yokluklara karşı bir savaş vermekteydi. Yokluklar, Türk askerinin kendisinden kat be kat üstün “yedi düvel”e karşı savaşında, bambaşka bir silah ile, “hayal gücü” ile savaşmasını sağladı.
Nasıl sağlamasın ki? Tifüs, sıtma ve humma askerleri kemirirken ve koskoca imparatorluk içinde ordunun elinde sadece birkaç bozuk Alman yardımı uçak varken, düşman karşına bir “uçak gemisi” ile çıksın!
1915’te üzerinde bir dizi uçağın durduğu bir uçak gemisini ilk gördüklerinde, Türk askerinin hissettiği, Kızılderililerin tüfek ile tanıştıklarında yaşadıklarına benzer bir duygu olsa gerek… Peki ama bununla nasıl savaşılır? Üstünde ölüm kusan uçakları, taretleri ve yanındaki iki kruvazörüyle, 120 metrelik bir çelik yığını nasıl yenilir?
Şimdi okuyacağınız öykü, dört sahra topu ile dünyada bir uçak gemisini batıran ilk askerin, Topçu Mülazım (Teğmen) Mustafa Ertuğrul’un öyküsüdür…27 Aralık 1916. Saat: 13.00 “Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Biraz sonra kopacak kıyametin heyecanı ile benim de yüreğim çarparken; gözüm batarya dürbününün adesesinde, düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu… Bizim taraftaki harekât ve gürültü gittikçe sükûn buldu. Herkesin kulağı, bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor. Ateeeş… Nihayet saat 13.25’te aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden alev kusmaya başladı…”
Dünya savaş tarihinde bir ilk olan, 7.7 inçlik dağ bataryasının bir uçak gemisini 36 dakikada sulara gömen komutu verişini böyle anlatıyor Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul. Batırdığı uçak gemisi ise, 120 metre boyunda, saatte 24,5 mil hız yapan ve altı uçak taşıyan İngiliz bandıralı Ben My Chree’dir! Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan tarih kitaplarında, Ben My Chree, tek cümle ile yer alır: “Batırılan ilk uçak gemisi Ben My Chree, Meis Limanı’nda isabet almış, yanıyor!Mustafa Ertuğrul ve komutasındaki topçu bataryası, o gün Meis Limanı’na demirli uçak gemisi Ben My Chree’nin dışında, 200’e yakın yelkenli gemi ve sandalı batırır.
İngilizlerin hayaline bile gelmeyecek bir iş yapar Mustafa Ertuğrul. Meis Adası limanının tam karşısındaki buruna dört sahra topundan oluşan bataryasını, tam iki ay boyunca dağları aşırarak, gülleleri sırtlarında taşıyarak getirirler! Burunda, Ben My Chree’nin limana girmesini sessizce bekleyen 30 kadar Türk askeri, dünya savaş tarihine bir savaş gemisini batıran ilk birlik olarak geçerler. Hem de 7,7 inçlik, dört cılız “sahra topu”yla! İngiliz ve Fransız donanması raporları, Türk kıyılarındaki “çılgın bir Türk bataryası”ndan bahsetmektedir artık… 13 Aralık 1917. Ağva Koyu Müttefik deniz kuvvetleri, Akdeniz’deki en önemli silahlarından birinden olduğu için öfkelidir. Türk kıyıları sürekli denetim altında tutulur; motorlar, kayıklar batırılır, yerleşim birimleri zaman zaman bombardıman edilir. Sabrı taşan Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, yaptığı yeni bir planı 135. Alay komutanı Alman yarbayına kabul ettirmeye çalışır; “Müsaade ederseniz, bataryamla, bir gece ansızın Antalya’yı terk ederek meçhul bir istikamete gidiyormuş gibi yapıp, Ağva Koyu’na gideyim. Limana hâkim buruna bataryamı yerleştireyim. Emrime verilecek bir yelkenli ile bu gemiyi limana sokup avlamaya çalışayım.” Plan basittir. Bölgenin zorlu coğrafyası ve yol yokluğundan ötürü, Türklerin askerlere kumanyalarını yelkenli teknelerle dağıtmak zorunda olduğunu Fransızlar bilmektedirler. Fransız savaş gemileri, bu yelkenlileri sık sık yakalamakta ve kumanyaya el koyup Türk askerlerinin aç kalmalarına neden olmaktadır.
Fransızlara kovalamaktan zevk duyacakları bir yelkenli gönderir Mustafa Ertuğrul. Faaliyet raporuna yeni bir “başarı” olarak geçecek bu basit avı, Fransız kruvazörü Paris II, Ağva Koyu’nun içine dek izler. Girmesiyle de, bir hafta önce koya egemen bir noktaya yerleşmiş olan Mustafa Ertuğrul’un bataryası “ateş” komutuyla saldırıya geçer!
Paris II, sadece 18 dakikada denize gömülür. Düşman donanması içinde artık efsaneleşmeye başlayan Mustafa Ertuğrul bataryası, 145 atımdan 110’unu gemiye isabet ettirecek kadar ustadır.
Kamikaze botu ile batırılan Alexandra!Paris II’yi kaybeden Fransızlar, Türk kıyılarında intikam fırtınası estirirler. Kıyıdaki yerleşim birimleri durmadan bombardıman edilir. Uçak gemisi Ben My Chree’nin ardından koskoca Paris II kruvazörünün de bir “dağ bataryası” ile batırılması, Müttefiklerin artık açıktan seyretmeye başlamasına neden olmuştur. Gemilerin topçu menzilinin dışından dolaşması Mustafa Ertuğrul’u durduracak değil ya! Dağ bataryası ile uçak gemisi batırılırsa, küçük bir balıkçı teknesiyle bir savaş gemisi haydi haydi batırılır! Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, Paris II’yi batırdığı bombardıman sırasında elinden kaçırdığı Alexandra adlı savaş gemisi için dahiyane bir tuzak kurar:
“Herhangi bir yelkenlinin kaburgasını kaplayan iç tahtaları sökülerek, mümkün mertebe fazla miktarda dinamit kaburga aralarına döşenecek, tam merkezine de bir top fünyesi yerleştirilecek. Fünye halkası bir telle portakal sandıklarından birisinin altına bağlanıp, kaburgalar tekrar çakılarak düzen hazırlanacaktı. Birbirine bağlı sandıklar mutlaka bir vinç yardımıyla kaldırılacaktı ki, fünye dinamiti ateşleyip geminin batırılmasını sağlayacaktık. Bir “kamikaze botu” haline getirilen yelkenli, kıyıdan açılır. Açık denizde Fransız savaş gemisini gören “önceden tembihli” askerler, suya atlayıp kıyıya doğru yüzmeye başlarlar. Fransızlar portakal sandıkları ile dolu bir tekneyi ele geçirdikleri için mutludurlar, ama ya bu da o “Çılgın Türk”ün bir tuzağıysa?
Sandalın üzerine önce bir Fransız bahriye eri çıkartılır. Görünürde bir tuzak yoktur. Ama ya Türkler portakalları zehirlemişse? Sandalın uzağında duran savaş gemisi Alexandra’nın güvertesindeki gemi doktoruna birkaç portakal götürülür. Portakallar zehirsizdir! Derin bir oh çekilir… Sandal savaş gemisine yanaştırılır ve birbirine bağlı portakal sandıklarını gemi güvertesine çıkartmak için vinç çalıştırılır. Buuumm!..
Kurulan tuzağa düşen Alexandra, gövdesinde açılan birkaç metrelik delik yüzünden göz açıp kapayıncaya kadar denizin dibini boylar. Savaş tarihine, belki de “Akdeniz’de Türklerle Müttefikler arasındaki deniz savaşları” adıyla geçmesi gereken, ama aslında sadece 23 yaşındaki bir Türk subayının akıl almaz başarısının özeti böyle…
Kamaları sökülmeyen tek batarya Dünya Savaşı bittiğinde, Mondros Mütarekesi gereğince, işgal edilen Anadolu topraklarında, tüm silah ve cephaneye el konuldu. Topların kamaları söküldü. O tarihlerde Aydın bölgesindeki birlikleri denetlemekle görevlendirilen Ben My Chree’nin eski komutanı Charles R. Samson; “Gösterdiği kahramanlıktan dolayı bu batarya toplarının kamalarını sökmek askeri şerefe aykırıdır” diyerek, Mustafa Ertuğrul’un bataryasına dokunmaz! Birinci Dünya Savaşı sonrasında kamaları sökülmeyen bu dört sahra topundan oluşan batarya, Kurtuluş Savaşı’na katılan ilk topçu birliğidir…

Alitalia iflasa doğru sürükleniyor.

Tagged Under : , , , , , , ,

 

 

 

 

 

 

Veresiye yakıt bulamayan İtalyan havayolu sendikalarla hükümetin görüşmelerinin düğümlenmesiyle 34 uçağını yere indirdi. 130 pilot ücretsiz izne gönderildi. Acenteler, Alitalia ile uçmak isteyen yolcuları uyarıyor: “Yarın ortada kalabilirsiniz. ile sendikaların karşılıklı diretmesi Avrupa’nın gözde havayolu şirketlerinden İtalyan Alitalia’yi iflasa doğru hızla sürüklüyor. Yaklaşık 10 gündür Roma’daki Başbakanlık Sarayında süren müzakerelerde özellikle pilotların sendikalarının diretmesi ile giderek anlaşmalardan uzaklaşması günde 1 milyon 200 bin Euro zarar eden şirketi bataklığa itiyor.HÜKÜMET Uçaklar kalkmıyor

Başbakan Silvio Berusconi’nin hükümet adına arabuluculuk yaptığı görüşmelerde Alitalia’nın küçültülmeye gidilmesini sağlayacak Kargo bölümünün kapatılması ayrıca 3.250 çalışanın görevine son verilmesi isteği sendikalarca geri çevrildi. Alitalia’nın kurtulması için hükümetçe olağanüstü komiser olarak atanan Augusto Fantozzi önceki akşam yaptığı açıklamada “Veresiye yakıt bulamıyoruz. Petrol şirketleri ancak nakit para karşılığı uçaklara yakıt veriyor. Durum çok ciddi ve acil” dedikten sonra 34 uçağın kalkmamak üzere yere indirildiğini açıkladı. Bir çok sefer son anda iptal edilirken yolcular başka anlaşmaları havayollarına yönlendirildi. Bu arada 130 pilot ücretsiz izine çıkartıldı. Alitalia’nın yabancılara satılmasını istemeyen Başbakan Silvio Berlusconi 15 iş adamı ve bankadan bulduğu 15 Milyar Euro taze para ile Alitalia’nın kurtulması için ön ayak olmuştu. Ne var ki koşullarda kargo bölümünün kapatılması, 1.000’i pilot 5.500 çalışanın işine son verilmesi, maaşların yüzde 25 eksiltilmesi, filoda ki eski MD 80 uçaklarının tasfiyesi koşulu bulunuyordu. Dokuz ayrı sendika kendi deyimleri ile bu dayatmaya sonuna kadar direneceklerini bildirerek birkaç kez müzakere mamasından kalkmışlardı. Kasası tam takır olan Alitalia önceki gün Milano Malpensa Havalimanı’nda uçaklarına yakıt alamadı. Hükümetin kefil olması ile uçaklara kısıtlı yakıt verilebildi. Öte yandan uluslararası turizm acenteleri yolcularını uyararak Alitalia bileti almalarını önerdi. “Yarın ortada kalabilirisiniz” mesajı veren acenteler Alitalia’nın bugün anlaşma sağlanmaması halinde iflasını isteyebileceğini öne sürüyorlar.

Berlusconi’ye dokunur

Öte yandan Alitalia’nın çöküşünün, iş çevresini ve bağlantılarını kullanarak iflasın eşiğine gelen havayolu şirketine İtalyan bir alıcı bulacağını seçmenlerine vadeden Berlusconi’nin de elinde patlayacak bir bomba olacağı söyleniyor.

İşletme lisansı da riske girdi

İTALYA Başbakanı Silvio Berusconi’nin cumartesi gecesi geç saatlere kadar devam eden görüşmesinde sendikalar ve Alitalia’nın kárlı kısmını almak konusunda hem fikir olan İtalyan yatırım konsorsiyumu arasında bir anlaşmaya varılamaması da Alitalia’nın iflasını hızlandıracağı izlenimi verdi. İtalyan basını havayolu şirketinin içinde bulunduğu duruma geniş yer verirken La Repubblica gazetesi ’Alitalia: son çağrı’ başlığını attı. Öte yandan sivil havacılık otoriteleri, yakıt almmakta bile güçlük çeken Alitalia’nın işmetme lisansının risk altında olduğuna dikkat çekiyor. İflas etmesi halinde Alitalia’nın 22 bin çalışanının işini kaybedeceğine dikkat çeken sendikacılar, hálá manevra alanı bulunduğunu söylüyorlar.

Atatürk Havaalanı İstanbul Hava limanı

Tagged Under : , , , , , , , , ,

Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan bir köprü olan İstanbul, yalnızca ülkemizin değil, dünyanın sayılı metropollerinden biridir. Gerek coğrafi konumu, gerek tarihi değerleri, gerek ekonomik hayatın can damarı oluşu ve gerekse de sosyal yapısı ile dünyanın her zaman ilgi odaklarından biridir.

Türkiye’de ilk defa 1912 yılında sivil hava ulaşımının başlatıldığı yer olan Yeşilköy Hava Alanı, 1953 yılında da uluslar arası hava trafiğine açılarak, ülkemizin dış dünyadaki ilk kapısı olmuştur. Yeşilköy Hava Alanı; ülkemizin büyük Atatürk’e olan vefa borcunun bir örneği olarak 1985 yılında adının ATATÜRK HAVA LİMANI olarak değiştirilmesi ile onurlandırılmıştır.

Atatürk Hava Limanı şehir merkezine 24 km. uzaklıkta, batı istikametinde kurulmuş olup, meydana ulaşım, otobüs, taksi, metro işletmeciliği ile sağlanmaktadır.

Atatürk Hava Limanı, Uluslararası Havacılık Teşkilatının yaptığı sınıflandırmaya göre CAT II niteliklerine sahip olup, meteorolojik koşulların zorluğuna rağmen uçak iniş-kalkışına imkan verebilecek düzeydedir.

Toplam 9.470.554 m² alana sahip olan Atatürk Hava Limanı 62.500 m² iç hat ve 179.000 m² dış hatlar terminali ile ülkemizin en büyük havalimanıdır.

Atatürk Hava Limanında beton kaplamalı 2300×60m. ve 3000×45m. boyutlarında iki adet pist bulunmakta olup, inşaatı devam eden 3000×45 m. boyutlarındaki yeni pist yakın bir zamanda hizmete girecektir.

Atatürk Hava Limanı iç hatlar terminalinin yıllık yolcu kapasitesi 7.5 milyon yolcu/yıl, dış hatlar terminalinin yolcu kapasitesi ise 14 milyon yolcu/yıl’dır.

Kuruluşumuzun gerek Yatırım programından, gerekse bütçe dışı finansman şekli olan Yap-İşlet-Devret Modeli ile yürüttüğü yatırımların en önemli bölümü, bugün mevcut meydanlarımız içerisinde en işlek trafiği olan Atatürk Hava Limanına aittir.
Mayıs 2004 ayında 14 milyon yolcu/yıl kapasitesine sahip Atatürk Hv.Lm. dış hatlar terminal binasına 78.000m2 ile 6 milyon yolcu/yıl artış sağlayan ilave tesis hizmete verilmiştir.

İlave tesisin hizmete verilmesi ile birlikte Atatürk Hava Limanı dış hatlar terminal binası toplam 264 bin m2 lik alanda; - 20 milyon yolcu/yıl, - 23 yolcu köprüsü, - 224 check-in kontuarı, - 74 pasaport kontuarı - 7.076 araçlık kapalı otopark ve diğer kolaylıklara sahip olacak şekilde hizmet vermektedir.

TAV Firması tarafından işletilen Dış Hatlar Terminalinin hizmete girmesi ile birlikte, mevcut C Terminali; limanın kargo terminaline olan ihtiyacı paralelinde kargoya dönüştürülmüş ve depreme karşı güçlendirme çalışmaları ikmal edilerek, kargo hizmeti veren 3 firmaya antrepo/depo olarak kullanılmak amacıyla tahsis edilmiştir…

Turkish Express projesi gerçekleşecek mi?

Tagged Under : , , ,

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu 2006′da planladığı 3 ana projeden; THY Teknik ayrılması ve ikram şirketi kurulmasını gerçekleştirirken, ekonomik iç hat uçuşları yapmak için kurmayı düşündüğü ikinci şirketi Turkish Ekspress’i henüz hayata geçiremedi.Bilindiği gibi SunExpress hava yolu şirketinin de %50 ortağı olan THY’nin bu düşüncesi paralelinde; AirHaber olarak projeye atıfta bulunup; “Turkish Ekspress Sun Ekspress olabilir mi?” yaklaşımı ile konuyu irdeleyerek sizlerle paylaşmıştık.

Yakın zamanda gündeme getirdiğmiz ve haberini sizlerle paylaştığımız gibi SunEkspress’in %50 hissesine sahip diğer ortağı Condor’un hisselerine talip olan; içerde ve dışardaki girişimcilerden sonuca en çok yaklaşan Pegasus Airlines Başkanı Ali Sabancı olmuştu.

Ali Sabancı, THY bilgisinde hisselerini satmak isteyen Condor ile ciddi pazarlığa girişmesine rağmen talep edilen 40 milyon EURO’ya karşılık yaptığı teklif olumlu bulunmayınca; SunExpress’in ortak kimliğinde beklenen değişiklik şimdilik gerçekleşmemiş oldu.

THY icra kurulu, uyum ve ortak icraat yönünden olumsuz iddialarla yazılıp çizilerek gündeme taşınırken, bir taraftan Turkish Express’i hayata geçirmek için yoğun çaba gösteriyor.

12 uçaklı filoya sahip SunExpress’in iç hat uçuşlarındaki doluluk oranlarında düşük rakamlar gelmeye devam ettiği taktirde; THY’nin iç hatlarda ucuz fiyatlarla uçuracağı ikinci şirket “Turkish Ekspress” hayalini gerçekleştirmeye daha yakınlaşacak gibi görünüyor.

“SunExpress ‘Turkish Ekspress’ projesinde baş rolde olacak mı?” sorusu da şirket sahip değiştirmedikçe anlaşılan gündemden düşmeyecek!

THY uçaklarında çalan müzik

Tagged Under : , , ,

ÇOK uçak yolculuğu yaptığımı bilen arkadaşlarım yorulduğumu zannederler ama aslında uçmak benim için en büyük tatildir.

Bu yüzden özellikle yurtdışı uçuşlarımda THY’yi tercih ederim. Uçuş personelinin görevlerini içtenlikle yapmaları “tatildeyim” duygumun yoğunlaşmasını sağlar çünkü.

Ancak son günlerde ne zaman THY uçağına binsem içimi bir endişe kaplıyor.

Bunun nedeni uçak apronda beklerken ya da indikten sonra körüğe giderken içinde çalan müzik olmalı.

Televizyonların ramazan ayında iftar vaktini beklerken çaldıkları gibi bir müzik çalınıyor THY uçaklarında.

“Ney” ya da “kaval” gibi üflemeli bir çalgının hákim olduğu, tasavvufi çağrışımlar yaratan bir müzik.

Mesela dün uçağa bindiğimde bu enstrümanlarla şu çalıyordu: “Kimseye etmem şikáyet / ağlarım ben halime / titrerim mücrim gibi / baktıkça istikbalime!”

Allah’tan uçuş korkum yok. Az sonra havalanacak bir uçakta bu şarkıyı çalıp insanların içine kurt düşürmenin ne álemi var?

Uçak indikten sonra çalan şarkıyı ne siz sorun, ne ben söyleyeyim: Öyle bir şarkı ki, sanki uçağın yere tek parça inmesi beklenmeyen bir mutlu tesadüfmüş de ona seviniyormuşuz gibi bir şarkı.

Belli ki THY’nin bu işlere bakan görevlileri, ney sesini filan duyunca “tamam” demişler, “bireysel İslamcı, kurumsal laik Başbakan bunu sever.”

Bu uçakta çalınan müzik işinin yeniden ele alınması gerekiyor, söylemiş olayım

Hava Kargo nedir ?

Tagged Under : , , , ,

Hava kargo nedir ? Hava kargo havalimanından havalimanına gönderilerinizin sütatli ve güzenli bir biçimde nakliye edilmesidir.

Hava kargoyu neden tercih etmeliyım ? Çünkü yeryüzünde hiçbir araç uçaktan daha hızlı değildir. Daha güvenli ve daha hızlı nakliye istiyorsanız tek çözüm yoludur.

Hava kargoyu nerelerde kullanabilirim ? Havalimanı olan bütün illerimizde ve dış ülkelerde rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Uçak kargo gönderisi yaparken nelere dikkat etmeliyim ? Uçak kargo gönderisi yaparken öncelikle gönderiniz kırılcak bir eşyaysa sandık içine koymalı ve üzerine kırılacak eşya stickırını yapıştırmalısınız.

ads
ads
ads
ads